Yeşil Enerjiye Geçişin Anahtarı:
- Giriş: Küresel Sürdürülebilirlik Rüzgarı ve Türk Şirketleri İçin Yeni Zorunluluklar
Avrupa Yeşil Mutabakatı, küresel ticaretin kurallarını yeniden yazdı ve Türk ihracatçıları için geri sayım başladı. Dünya genelinde karbon emisyonlarını azaltma hedefi, artık bir temenni değil, somut ekonomik politikalara dönüşmüş durumda. Özellikle ana pazarı Avrupa Birliği olan Türk şirketleri için bu yeni dönem, bir trendi takip etmekten çok daha öte, doğrudan kâr marjlarını etkileyen bir iş zorunluluğu anlamına geliyor. Bu dönüşümün merkezinde yer alan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM / SKDM), yenilenebilir enerji kullanımını bir tercih olmaktan çıkarıp, rekabet gücünü korumanın temel bir şartı haline getiriyor. Bu yeni ve zorlu ekonomik iklimde Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikaları (I-REC), şirketlerin yeşil kimliklerini güvenilir bir şekilde kanıtlamaları, bu stratejik zorunluluğa proaktif uyum sağlamaları ve pazardaki rekabet avantajlarını sürdürmeleri için kritik bir araç olarak öne çıkıyor.
- I-REC Sertifikası Tam Olarak Nedir?
Yenilenebilir Enerji Sertifikası (YES), bir tüketicinin kullandığı elektriğin yenilenebilir enerji kaynakları kullanılarak üretildiğini kanıtlayan elektronik bir belgedir. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası (I-REC) ise bu sistemin küresel ölçekte geçerli olan versiyonudur.
Her bir I-REC sertifikası, yenilenebilir bir kaynaktan üretilen 1 MWh elektriği temsil eder ve doğrular. Bu sertifikalar, yeşil enerjinin kaynağını takip etmek ve şeffaflık sağlamak amacıyla tasarlanmış piyasa temelli bir araçtır.
I-REC, uluslararası alanda tanınan bir standart olup Sera Gazı Protokolü (Greenhouse Gas Protocol), Karbon Saydamlık Projesi (CDP) ve RE100 gibi önde gelen sürdürülebilirlik raporlama platformları tarafından kabul edilmektedir. Bu sayede şirketler, karbon emisyonlarını raporlarken I-REC sertifikalarını güvenilir bir kanıt olarak sunabilirler.
![]()
- Şirketiniz I-REC Sertifikasına Neden İhtiyaç Duyar?
Türk şirketleri için I-REC sertifikası edinmek, sadece bir çevre beyanı değil, aynı zamanda maliyetten kaçınma, pazar erişimi ve marka değeri sağlayan stratejik bir iş hamlesidir. Başlıca faydaları şunlardır:
- Sınırda Karbon Düzenlemesi (CBAM) Uyumlu Olmak: I-REC sertifikaları, SKDM kapsamında beyan edilecek karbon emisyonlarını doğrudan düşürerek, şirketinizin ödeyeceği potansiyel sınır vergisini azaltan en net ve kanıtlanabilir yöntemdir. Tükettiğiniz elektrik için I-REC edinerek, enerjinizin yenilenebilir kaynaklardan sağlandığını belgeleyebilir ve böylece kaçınılmaz bir maliyet haline gelecek karbon vergilerinden korunabilirsiniz. CBAM’ın başlangıçta hedeflediği sektörler çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, elektrik ve hidrojen olsa da, bu listenin gelecek yıllarda genişlemesi beklenmektedir. Bu durum, I-REC’i tüm ihracatçılar için proaktif bir uyum aracı haline getirmektedir.
- Pazar Avantajı ve Kurumsal İtibar: Uluslararası alıcılar ve yatırımcılar, tedarik ve yatırım kararlarında CDP ve RE100 gibi platformlardaki sürdürülebilirlik kriterlerini giderek daha fazla kullanmaktadır. I-REC sertifikalarına sahip olmak, müşterilerinize, yatırımcılarınıza ve diğer paydaşlarınıza karşı çevresel duyarlılığınızı somut bir şekilde kanıtlar. Bu durum, belirli tedarik zincirlerine ve sermaye havuzlarına erişim için bir ön koşul haline gelerek size önemli bir rekabet avantajı sağlar ve kurumsal itibarınızı güçlendirir.
- Sürdürülebilirlik Hedeflerine Ulaşmak: Birçok şirket, gönüllü olarak karbon azaltım hedefleri belirlemektedir. I-REC sertifikaları, bu hedeflere ulaşmada ve özellikle elektrik tüketiminden kaynaklanan Kapsam 2 emisyonlarınızı (yani, satın alınan elektrik, buhar, ısıtma ve soğutmadan kaynaklanan dolaylı emisyonlar) şeffaf bir şekilde raporlamanızda size somut ve doğrulanabilir bir araç sunar.
- Yeşil Dönüşümü Desteklemek: I-REC piyasasına katılarak, Türkiye’deki yenilenebilir enerji santrali işletmecileri için ek bir gelir kaynağı oluşturursunuz. Bu, bir bağış değil, Türkiye içinde gönüllü bir karbon fiyatı sinyali yaratan bir piyasa mekanizmasıdır. Bu finansal destek, ülkemizde yeni yeşil enerji projelerine yatırım yapılmasını daha fizibil hale getirerek Türkiye’nin ulusal enerji dönüşümünü hızlandırır ve ülkenin genel karbon yoğunluğunu düşürür.
![]()
- I-REC Sertifikası Edinme Süreci
I-REC sertifikası edinme süreci, enerji üreticileri ve tüketicileri için farklı işlemektedir.
4.1. Yenilenebilir Enerji Üreticileri İçin: Sertifika Oluşturma
Yenilenebilir enerji santralleri, ürettikleri her bir MWh temiz enerji için I-REC sertifikası ihraç etme hakkı kazanarak ek bir gelir akışı yaratabilirler. Bu süreç, I-TRACK Standardına uygun olarak iki aşamalı bir kayıt işlemi gerektirir:
- Şirket Kaydı: Öncelikle, santral sahibi şirketin I-TRACK sistemine kaydolması gerekir. Bu aşamada talep edilen belgeler şunlardır: Vergi Levhası, Ticaret Sicil Gazetesi, İmza Sirküleri ve ilgili I-REC kayıt formları.
- Santral Kaydı: Şirket kaydı tamamlandıktan sonra, enerji üretimini yapan santralin kendisi sisteme kaydedilir. Bu aşamada bir kayıt bedeli ödenir ve bu kayıt 5 yıl boyunca geçerli olur.
Kayıt işlemleri tamamlandıktan sonra, üretilen her MWh için bir “kredi oluşturma ücreti” ödenerek sertifikalar ihraç edilir.
4.2. Enerji Tüketicileri İçin: Tüketimi Belgeleme ve Sertifika Alımı
Enerji tüketicisi şirketler için süreç daha basittir. Şirketler, tükettikleri elektrik miktarına denk gelecek sayıda I-REC sertifikası satın alarak yeşil enerji kullandıklarını belgelerler.
Bu süreçteki en önemli kavram “itfa”dır (redemption/emekli etme). Satın alınan bir sertifika, ilgili şirket adına belirli bir tüketim dönemi için itfa edilir. Bu işlem, sertifikanın sistemden kalıcı olarak silinmesini ve bir daha satılamamasını veya kullanılamamasını sağlar. Böylece, aynı enerjinin birden fazla kez beyan edilmesinin (çifte sayım) önüne geçilir. Bu süreci, bir konsere özel olarak basılmış bir biletin kapıda yırtılmasına benzetebiliriz. Bilet kullanıldıktan sonra geçersiz hale gelir ve bir başkası tarafından tekrar kullanılamaz. İtfa edilen bir I-REC sertifikası da aynı şekilde, belirli bir elektrik tüketimini ‘yeşil’ olarak kanıtladıktan sonra sistemden kalıcı olarak silinir.
Bu sertifikalar, doğrudan yenilenebilir enerji üreticilerinden veya bu sertifikaların ticaretini yapan aracı şirketlerden temin edilebilir.
- Türkiye’nin Yenilenebilir Enerji Potansiyeli ve I-REC
Türkiye, Paris Anlaşması’nı onaylaması ve Ticaret Bakanlığı’nın yayımladığı “Yeşil Mutabakat Eylem Planı” ile yeşil dönüşüme olan ulusal bağlılığını ortaya koymuştur. Bu dönüşümde yenilenebilir enerji sertifikaları kilit bir rol oynamaktadır.
2019 yılı verilerine göre, Türkiye’nin Yenilenebilir Enerji Sertifikası (YES) potansiyeli 70.185.955,35 MWh olarak hesaplanmıştır. Ancak, bu muazzam potansiyelin sadece yaklaşık %0,72‘si sertifika oluşturmak için kullanılmıştır. Bu kullanılmayan devasa potansiyel, bir yandan büyük bir fırsat sunarken, diğer yandan SKDM gibi düzenlemeler karşısında ne kadar hazırlıksız olduğumuzun da bir göstergesidir. Rekabetçiliğini korumak isteyen şirketler için bu potansiyeli hızla harekete geçirmek bir seçenek değil, bir zorunluluktur.
Bu bağlamda, uluslararası I-REC sisteminin yanı sıra, Türkiye’nin kendi ulusal sistemi olan YEK-G’yi (Yenilenebilir Enerji Kaynak Garanti Belgesi) kurduğunu da belirtmek gerekir. YEK-G, Türkiye’nin organize ulusal piyasasının geleceğini temsil etmektedir. Mevcut durumda ihracatçılar için uluslararası raporlamada I-REC kritik önem taşırken, YEK-G piyasasının “uluslararası bir standarda bağlı olarak işletilmesi” ve gelecekte Avrupa’daki Menşe Garantisi (GOs) gibi sistemlerle entegrasyon potansiyeli, yakından izlenmesi gereken stratejik bir gelişmedir.
- Sonuç: Geleceğe Yatırım
Yeşil enerjiye geçiş, artık bir kurumsal sosyal sorumluluk tercihi değil, uluslararası pazarlarda var olmanın temel bir maliyet ve rekabet unsurudur. I-REC sertifikalarını stratejik bir yatırım olarak görmeyen şirketler, yakın gelecekte kendilerini sadece daha yüksek vergi yükü altında değil, aynı zamanda pazar payı kaybederken bulacaklardır. Bu sertifikalar, şirketlerin karbon ayak izlerini azaltmalarına, uluslararası düzenlemelere proaktif uyum sağlamalarına ve yeşil kimliklerini ispatlayarak pazar avantajı elde etmelerine olanak tanıyan vazgeçilmez bir araçtır. Geleceğe yapılan bu yatırım, sadece gezegenimiz için bir sorumluluk değil, aynı zamanda işletmenizin rekabet gücü ve sürdürülebilirliği için de atılmış akıllıca bir adımdır.
